EV ADRESİ
bir gün bir çoçuk eve mutlu gelmiş annesi merak etmiş oğlum ne oldu bugün çok mutlusun demiş çocuk anne bugün öğretmen bi soru sordu bi tek sınıfta ben bildim demiş annesi oglunu derslerinin düzeldiğini zannetmiş ve merakla oğlum ne sorusu sordu öğretmeniniz demiş çocuk anne öğretmen evimiziğn adresini sordu sınıftada bi tek ben bildim demiş:)))
TEMEL ALMANYADA
temel bi gün almayaya gitmiş... almanın birisi dalga geçmek için bu havadaki güneş mi aymı diye sormuş temelde valla bende bilmiyorum ben buranın yerlisi değilim demiş.....
UÇAK YOLCULUĞU
Bir gün bi uçakta çeşitli ülkelerden işadamları Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış.Rus her konuşmasında Rus KGB sinin çok iyi çalıştığını herşeyden haberdar olduğunu çok iyi ajanlarının olduğunu anlatarak yolculuğu iyice sıkmış.Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor. İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar,burası benim memleketim İngiltere. Bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız. İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. Bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın. Derken Almanya’ya geliyor uçak, Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. Biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız. Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur… Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık) Rus bakıyor aşağıya:
- Bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır. Sonra İran’a dönüyor uçak. İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır.. Geldik Türkiye’ye… Türk sinirli muhabbetten….mına koyim bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya…
- Arkadaşlar burası Türkiye. Bizim delikanlımız çok meşhurdur…Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker. KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz.
FAKS GELİYOR
Bir Türk, bir Amerikalı ve bir alman birlikte saunaya gitmişler. Bellerinde birer havlu saunada oturmuşlar ter atarlarken, bip bip bip diye ses duyulmuş. Amerikalı, sağ eliyle sol koluna dokunup,
- “Çağrı cihazım çaldı. Derimin altında elektronik devre var da…” demiş. Aradan biraz zaman geçmiş, bu sefer bir cep telefonu çalmaya başlamış. Bunun üzerine alman, sol avuç içini kulağına götürmüs ve konuşmaya başlamış. Görüşmesi bitince, Türk’e ve Amerikalıya dönüp,
- “Avucumun içinde cep telefonu devresi var da…”
demiş teknolojik olarak geri kalmayı gururuna yediremeyen Türk,
- “Bana bir dakika izin verin”
demiş ve dışarı çıkmış. Birkaç dakika sonra döndüğünde poposunun arasına sıkışmış tuvalet kağıdı sarkıyormuş. Amerikalı ve Alman’ın kendisine garip garip baktığını görünce,
- “Faks geliyor da..”
————–
HANGİSİ DAHA ÜNLÜ?
Bir Alman bir İngiliz ve bir Türk bir trenin aynı kompartımanında yolculuk ediyorlarmış bu sırada İngiliz sıcaktan bunaldığını söyleyip camı açmış ve içeriye bir sinek girmiş İngiliz cebinden kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış İngiliz övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta İngiltere’nin en ünlü kılıç kullanan insanı yazıyormuş.
Alman’da aynı bahane ile camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş Alman’da cebinden çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş sinek paramparça olmuş Alman’da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta Almanya’nın en ünlü silahşörü yazıyormuş.
Bizim Türk de camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş bizimki cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sineğe bir şey olmamış İngiliz ve Alman içlerinden gülerlerken bizimkide övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta
Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi yazıyormuş.
————–
TÜNEL İHALESİ
Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan ve Türkiye’den de Temel’in firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50 cm fark olur, der.
Japon firması ise:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum fark 20 cm olocak, diye belirtir.
Sıra bizim Temel’e gelir. Temel:
- Valla biz de iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur der.
————–
TİTANİK
Hitlerin önüne üç esir getirmişler.Bir İngiliz,Bir Fransız ve bir Yahudi.Demişki size birer soru soracağım,bilen canını kurtarır.
İngilize sormuş:
-Titanik ne zaman battı?
-1912, demiş İngiliz.Hitler:
-Bırakın,demiş ve Fransıza sormuş:
-Titanik kazasında kaç kişi öldü.
-1124 kişi,demiş Fransız.Hitler :
-Bunu da bırakın,demiş ve Yahudiye dönmüş:
-Say lan ölenlerin ismini.
TEMEL HASTANEDE
Temel bir gün hastaneye gitmiş hastenenin bir köşesinde bir adam hüngür hüngür ağlıyormuş. Temel sormuş niye ağlıyorsun uşağum diye. Adam:
- Kan tahlili yaptırmaya geldim parmağımı kestiler.
Bu sefer Temel ağlamaya başlamış. Adam sormuş Temel’e “niye ağlıyorsun” diye; Temel cevaplamış:
- Ben de idrar tahlili yaptırmaya geldim daa..
ALTIN PİSUVAR
Temel Amerika’ya calismaya gitmistir. Ilk yabancilik gunlerinden sonra gece disari gezmeye cikar, bir muddet sonra bir bara girer, barda icki icer iki lak lak yapar, tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Tam isini gorecegi pisuvara yaklasir ki, o da ne ?! Pisuvar altindan yapilmistir.. Temel dumur bir sekilde icinden gecirir :
“vay be goruyon mu adamlarin tuvaletleri bile altindan” diyerek altin tuvalete işemenin zevkine vararak isini gorur ve cikar..
Neyse ertesi gece ayni bara tekrar gider, tekrar tuvaleti gelir ve tuvalete gider fakat altin pisuvar yoktur.. bi anlam veremez ama isini gorur bara gelir oturur ve barmene donerek :
“ya dun gece tuvalette altin pisuvar vardi bu gece neden yok ?” diye sorar..
barmen once Temel’i bi suzer soyle, ardindan barin diger tarafinda oturan iri cusseli adama donerek:
“Hey Joe, dun gece senin saksafaona işeyen adami buldum”
BABA ACISI
Temel yolda giderken İdris’e rastlar. İdris’in yüzü asık morali çok bozuktur.
- Hayudur İdrus ne olaki ?
- Ha uşağım babamı kaybettuk acimuz büyiktir.
- Amanin pederun genç idu neden ölduki ?
- Sorma Temel Evin palkonina çıkmiş idu oradan düşti .
- Uyyy yere duşti öldi ha ?
- Yok Pastanenin tentesine denk geldu havalandi yay fabrikasının bahçesine duşti.
- Vah yazuk bahçede mi öldi ?
- Yok oradaki yaylardan zıpladi elektrik tellerine duşti .
- Amanin elektrik çarpıldida mi öldi ??
- Yok oradan da zıpladi baktık ölmeyi çektik vurduk oni …
KİM TANIYACAK
Temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere
kenarında bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. Dereden çıkan Temel elbiselerini bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış. Uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası
seslenmiş:
“Ula Temel, ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim
tanıyacak!!!
CENAZE NAMAZI
Temel’in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş.
Soranlara:
-Pen cenaze namazi kilmasini pilmeyrum” diyormuş.
Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş.
Namazda Temel’i en ön sırada görenler:
-Hani sen çenaze namazi pilmezdun?
-Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu
BİLGİSAYAR İSTEREM
Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar, “Şehmus oğlum ne oldu sana”, Şehmus der, “Babam dövmiştir”.
Hoca sorar, “Niye oğlum”, “Valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy.”
Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der.
Şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir.
Bunu gören hoca merakla gider yanına ;
“Şehmus ne oldi kim yapti” der.
Şehmus der ki “Bubam yapmıştır.
“Niye Şehmus ne oldi”, Şehmus anlatır.
“Hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babamin sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e Veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim.
Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de geliyom dedim…
hoca derki; oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler.
Sen hiç bozuntuya verme. Uyuyo gibi yap. peki demiş Şehmus.
Ertesi gün bir bacak kırık.
” Bu sefer ne oldu? ” der hoca.
Hocam, dediğin gibi yapmişem.
Hiç ses çıkarmamişem.
En son bubam anamın arkasına geçti, “ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!” diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem.
Geçtim bubamın arkasına, ” Ben de bilgisayar isterem !!!! “”
ÇAMAŞIR YIKAMA
Anne ve baba çocukları anlamasın diye sevişmeye "çamaşır yıkama" demişler.
Yani sevişmek istediklerinde çamaşır yıkayalım mı diyorlarmış. Bir gün baba
oğlunu çağırmış ve "git anana sor bakalım çamaşır yıkayacak mıymış" demiş.
Oğlu da gitmiş ve sormuş. Annesi "olmaz oğlum git babana söyle bugün
yorgunum" demiş. Ertesi gün adam bir daha oğlunu çağırmış ve anana git sor
demiş. Anne yine aynı cevabı vermiş. Ondan sonraki gün anne oğlunu çağırmış.
"Git babana söyle bugün çamaşır yıkayabiliriz" demiş. Oğulda gitmiş babasına
sormuş. Babası "yok oğlum olmaz anana söyle ben çamaşırları elde çitiledim"
demiş.
MAAŞA ZAM
Kalabalık bir belediye otobüsünde kadının biri haykırmış:
-Terbiyesiz adam ,yeter artık! –Adam “Aman bayan ne oldu ki?” – “Daha ne
olacak geçtin arkama. Taksim den beri ayıptır be!” – Adam “Efendim yanlış
anladınız herhalde. Bugün aybaşı. Maaşımı aldım, cebimde o var. O dokunmuş
olacak.”
-Kadın “İyi de be Adam , Taksim'den �zişli'ye gelene kadar maaşına zam mı
geldi? “
3 TANESİ 1 KİLO
İki bayan manava sessiz bir şekilde fısıldar. "Lütfen iki muz verir misiniz
?" Manav muzları tartar ve 3 tane vereyim bir kilo olsun der. Bayanlardan
biri heyecanla atılır. "Olsun napalım birini de yeriz.!!!"
OĞLUM ATM
Kadının biri doktoru yolda durdurup sordu:
-Köşe başındaki zengin çocuğunu iyileştirmek için sanıyorum çok para alıyorsunuzdur.
Doktor:
-Alırsam alırım, dedi. Sizi ilgilendirir mi?
Kadın:
-Nasıl ilgilendirmez! Çocuğu yaralayan taşı oğlum atmıştı, bunu unutmayın.
| Sünnetçinin Vitrini |
|
Adam sünnetçi dükkanının vitrinine çalar saat koymuş biri de merak etmiş :
-Yahu sünnetçi vitrininde çalar saatin işi ne? Sünnetçi fena fena bakmış :
-Yani vitrine ne koyaydım?
|
|
| Torunum Ödesin... |
|
Adamın biri lüks bir lokantanın vitrininde şu ilanı görür. "Yemeği siz yiyin, hesabı torununuz ödesin". Fikir çok cazip gelir ama yinede emin olmaz içeriye bir kez daha sorar.
-Gerçekten yediğim yemeğin parasını torunumdan alacaksınız?.
-Evet, der lokanta sahibi. Bunun üzerine patlayana kadar yiyip, aklına geleni sipariş eder adam. Tam kapıdan çıkacakken garson gelir ve hesabı uzatır. "20 milyon"
-Bu da ne demek hani parayı benden almıyordunuz, der.
-Evet efendim almıyoruz. Bu zaten büyükbabanızın hesabı.
|
|
|
| Aşırı Hız |
|
Adamın biri aşırı hızlı gider. Adam trafikte alçaktan uçarak giderken polise yakalanır... Kenara çeker, arabadan iner:
- Buyurun Memur Bey
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular memur bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim değil memur bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız öyle mi?
- Evet memur bey, aa durun bir dakika torpido gözünde ruhsat olacaktı. Silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bir şey gördüm galiba...
Polis iyice şaşırır :
- Torpido gözünde silah mı var?
- Evet memur bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum, silahı da torpido gözüne koydum...
- Ne bagajda ceset mi var?
- Evet memur bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister. Adam ehliyetini çıkarır, ehliyet geçerli temiz, hiçbir anormallik yok. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister. Adam çıkartır ruhsatı da verir. Ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister. Adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister. Adam bagajı açar. Bagajda ceset falanda yoktur. Bunun üzerine ekipler amiri :
- Çok garip. Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bir kadına ait olduğunu söylemişsiniz. Kadını öldürüp, cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...
Adam güler :
- İnanamıyorum... O şimdi benim için "aşırı hızlı gidiyordu" da demiştir.
|
|
Önde Yer Var mı? |
|
Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti.Otobüs kalabalık hava sıcaktı.Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan adam, takma gözünü çıkardı, havaya atıp tutmaya başladı. Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle irkildiler :
-Ne oluyor yahu!...
Adam gayet sakin gözü atıp tutmaya devam ederek cevap verdi :
-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum!...
|
|